29 Ağustos 2011 Pazartesi

Blistex Strikes Back!!


Benim yeni tatlı Blistex'im.. Daha önce tam surada bahsetmiştim Blistex sevgimden.. Bitince bu defa stick tarzda almaya karar verdim.. Kullanımı daha kolay diye.. Evet kalitesi yine çok iyi, harika nemlendiriyor, dudakta çatlakmış kurulukmuş hiçbiri kalmıyor.. Ama ben bitince yine eskiye dönmeyi düşünüyorum.. Alışmışım bir kere napalım:) Farklı tiplerini kullansam da dudak nemlendiricisi olarak Blistex dışında bir şey kullanabileceğimi sanmıyorum.. Bütün ürünleri harika..

28 Ağustos 2011 Pazar

Son Ojeler..


Son 1 aydır bir dolu oje aldım yine.. Bir kısmı burada işte.. İlki 410 numara flormar harika bir mor.. Diğer ikisi  aslında üç olmalıydı.. 3 farklı ton vardı ama ben bu ikisini beğenip aldım.. 


Soldan dördüncü Flormar'ın çatlayan/patlayan ojelerinden.. Hemen yanındaki ise Golden Rose.. Flormar simli güzl bir giri iken Golden Rose koyuca bir yeşil.. Benim sevdiğim bir ton çıkmadı maalesef, çok sık kullanacağımı sanmıyorum.. Ama bu iki ojeyi kıyaslarsak Golden Rose çok daha iyi bana kalırsa..


Neyse sonra gelen Pastel'e bayıldım.. Sarı sevmiyordum ben ama noldu bilmiyorum.. 


Gabrini'nin ojesini ilk defa denedim ve çok memnun kaldım..


Veee en sonda Rimmel tırnak beyazlatıcı.. Ben Mavala Tırnak beyazlatıcıya benziyor sandım öyle aldım.. Ama pek ilgisi yok.. Sürünce simli yanar döner bir renk oluyor.. Öyle de kalıyor. O haliyle başka bir şey sürmeden kullanılabilir.. Bir Mavala değil maalesef.. Ama bu fiyata alınır kullanılır..

27 Haziran 2011 Pazartesi

Blistex..

"Öyle çok kozmetiğe meraklı biri diilim ben" diyebilmeyi isterdim.. Çok "cool" bir havası oluyor öylelerinin..:) Ben öyle diilim.. Çok çok meraklı olmasamda cildimi düzenli olarak mutlaka nemlendiririm.. Bunun için de sürekli araştırırım, yeni şeyler bulurum, denerim.. Bu gece oturmuş çalışırken dudaklarımı yemeye başladığımı farkettim.. Koşarak "Blistex" imi aldım.. Sürdüm dudaklarıma, rahatladım:))

"Blistex" i ben geçen kış keşfettim.. O zamandan beri vazgeçilmezim.. Kışın soğuktan çatlayan patlayan dudaklara merhem olmakta.. Gece sürün, sabah nerdeyse tamamen iyileşmiş dudaklarla uyanın.. Şu aşağıdaki benim kullandığım..  Lip Conditioner.. Sürdükçe dudaklarınız hafif hafif yanıyor naneden.. Anında ferahlatıyor.. Ama dikkat etmeli çünkü çok lezzetli.. Yalayıp bitirmeyin:))



Üstelik uzun süre kullanıyorsunuz.. Verdiğiniz paraya değiyor kesinlikle.. Bu arada, lip balm tarzı ürünler sadece kadınlar içindir diye bir yanılgıya düşmesin lütfen erkekler.. Çatlamış dudaklar tüm insanlığın sorunu.. Lip stick formatındakiler canınızı sıkıyorsa, bu kutucuklar da tam size göre:)

Pek çok çeşidi mevcut.. Ben diğerlerini denemedim.. Bu kutucuğa takıldım, vazgeçemiyorum:)) Burada markayla ilgili her şey var.. Türkiye'de "Watsons"da, "Gratis"de, eczanelerde satılıyor..

11 Haziran 2011 Cumartesi

Flormar Oje Kurutucu vs Kalyon Oje Kurutucu...

Bugün ikinci vs postunu giriyorum:) Yazmadığım günlerin acısına diyelim.. Önce benim sounum neydi şu posttan hatırlayalım :) Evet ben ve benim gibi bir çok dişi sanırım ojelerimizi sürüp kilitleniyoruz.. Öylee bekle bekle de kurusun.. Hele gece sürüldüyse o oje ve kurudu sanılıp yatıldıysa sabah tırnaklarımızda çarşafların neden olduğu "Nail Art" izleri görmek ne hoştur.. Ben Kalyon Oje Kurutucuyu denemiş ve memnun kalmıştım.. Bitmeye yüz tuttuğunda Flormar mağazasından oje alırken yanında oje kurutucusu da aldım.. Kocaman bir şişe ve 9 lira:) Kalyon'u 6 liraya almıştım ben.. 



Flormar işini çok iyi yapıyor desem hiç yalan değil.. Bekleme sürenizi gerçekten çok kısaltıyor.. Kalyon gibi yağlandırmıyor ellerinizi.. Gerçi ben Kalyon'un yağlandırmasından memnundum malum cildim çok kuru:) Neyse efendim yağdan hoşlanmayanlar için de ideal.. Tek kusuru ojenizi biraz matlaştırması ki bence çok sorun diil:)) 

Evet fiyat/kalite oranı karşılaştırması yapınca Flormar öne geçti benim için.. Kalyoncum bitince bir daha alınamayacak:)))

Sally Hansen vs RIMMEL..

Beyazım ben.. Öyle böyle değil ama.. Etek mevsimi geldi mi beni bir sıkıntı alır.. Millet bronz teniyle ortalıkta havalı havalı dolaşırken ben bu bacakları nerelere saklasam diye dertlenirim.. Eh solaryuma gitmem ben.. Güneşin altında yatarak bronzlaşmaya uygun bir cildim yok.. Hemen kızarır.. 50 Faktör güneş koruma kullanıyorum ya.. (Gerçi aldığım 1-2 tavsiye var onları deneyeceğim bu yaz).. Pekii ben napıyorum?? 1-2 senedir kurtarıcım Sally Hansen Airbrush Legs.. Giyinmeden önce bacaklarıma sıkıp bir güzel dağıtıyorum.. Sonra bir süre bekliyorum ki kurusun.. Ooooh işte doğal bronzlukta bacaklar.. Bir de öyle kolay çıkmıyor... Suya girmekten bile korkmaya gerek yok. .Ancak ve ancak eline lifi alıp güzelce ovalamalısın ki çıksın.. Tamam her şey güzel.. Bu Sally Hansen fiyatı 40-50 lira civarı ve hemen her eczanede mevcut.. E sağladığı güzelliğe değer... mi?? 

Bu değer mi? düşüncesi aniden çıktı.. Ben başka alternatif bilmezdim.. Bir gün Pendik Marina'daki Watson'da dolaşırken şu hemen aşağıda ki Rimmel marka sun shimmer'ı gördüm.. Sally Hansen'la aynı işi yapıyor.. Hatta Sally Hansen'ın arada kıyafetime bulaştığı, iz yaptığı olurdu.. Rimmel şimdilik hiç iz yapmadı.. Hatta ve hatta beyaz önlükle silmeye çalıştık sıfır iz:)) Çıkarmak için ciddi uğraşmanız lazım.. Yalnız banyoda iyi yıkayın yoksa bornozunuz bile batabilir:))





Peki ya her şeyden daha güzeli ne?? Bu Rimmel sadece ve sadece 20 TL.. Ben "amaan deneyeyim bir nolacak zaten ucuz" diye aldım.. Ve çok çok memnun kaldım.. Elveda Sally seni de çok sevmiştim:)))


28 Nisan 2011 Perşembe

Korkulu Günlere Yaklaşırken..

Havalar çok güzel.. Bahar geldi sonunda.. Diye başlamak isterdim ama gelmiyor özlenen bahar malum.. Hava kötüleştikçe sıcak günlerin hayalini kurar oldum ben.. Siz de şöyle kumsalda yayılacağınız günleri daha sık düşünür olmadınız mı?.. Deniz, kum, güneş..


Tam bronz teninizle kumsalda salındığınız harika hayaller kurarken bir anda her şey tuzla buz oluyorsa derdinizin ne olduğu bellidir.. Korkunç portakal kabusu..


Hepimiz artık hakkında her şeyi biliyoruz.. Selülit aslında ciddi bir dolaşım bozukluğu.. İleri safhalarda tedavi edilmesi gerekiyor.. Tıbbi sıkıntıları dışında görünümü biz kadınların sürekli kabusu.. Ben de takıntılı bir tırtıl olarak azıcık bile olsalar kabuslar görmeye başlarım.. Peki bu kabustan kurtulmak mümkün mü?? Kesinlikle evet.. 


Biliyoruz ki dereceleri var bu baş belasının.. Naparsanız yapın hiçbir şey görmüyorsanız şimdi burayı terkedin:))) Ayakta dururken ve yatarken bir şey yok ama derinizi sıktığınızda portakal kabuğu görünümü varsa merhaba birinci dereceee... Yatarken bir şey yok da ayakta dururken ortaya çıkıyorlarsa ups ikinci derece.. Yatarken bile görülüyorsa üçüncü derece, doğruu doktora..


Aslında ikinci ve üçüncü dereceden mustaripseniz bir doktora görünmeli ve tıbbi yardım almalısınız.. "Benimki kaçıncı derece acaba emin olamıyorum" diyorsanız yine mutlaka doktorla çalışan bir güzellik merkezine gidip bunu kolaylıkla öğrenebilirsiniz.. Hatta yeni başlamış selülitlerden güzellik merkezlerinin sunduğu yöntemlerden aklınıza yatan bir tanesiyle kurtulabilirsiniz.. Ama gerçekten probleminiz ciddiyse mutlaka ama mutlaka bir doktora görünün.. O sizi en doğru şekilde yönlendirecektir..Bunun tıbbi bir rahatsızlık olduğunu unutmayın!!


Benim bugün derdim çok da fazla selüliti olmayan ama rahatsız olanlarla.. Kurtulmak mümkün değil diye düşünmeyin mümkün çünkü.. Bazı kurallara sıkı sıkıya uymanız gerek sadece.. Bu sabra ve iradeye sahipseniz haydi bakalım!!


Pek çok farklı krem kullandım ve pek çok farklı yerden duyduğunuza eminim -asla tek başlarına bir yararları yok.. Bakalım neler kullanmışım..

Lierac

 Nivea Selülit Bantları
 Nivea Goodbye Cellulite

ROC

Vichy Lipometric
 LUSH You Snap The Whip Body Butter

Arko Nem Masaj Sabunu

Arko Nem Anti-Selülit Vücut Bakım Kremi

Barbara Bort

Kabak Lifi



Nivea'nın  ürünleri ile başlayalım.. Kremi sadece iyi bir nemlendirici olabilir.. Gece gündüz uzun süre kullanmanızın hiç bir yararı yok.. Yumuşak bir cilt elde etmekse amacınız hemen koşup alın çok iyi nemlendiriyor.. Bantları ise kullanmak sıkıcı.. Bence işe de yaramıyorlar..

Lierac'ı uzun süre kullanmama rağmen yine hiç bir etkisini görmedim.. 

Vichy ve Roc ise gerçekten iyi kremler.. Tabii ben kullanırken sadece masaj yaparak uyguladım, onun dışında bir şeye dikkat etmedim.. 

Bunların içinden aslında en memnun kaldığım Barbara Bort'un kremi oldu.. Kullandıktan hemen sonra rahatsızlık veren bir kızarıklık ve yanma hissediyorsunuz ama 10-15 dakikaya geçiyor.. Ama sabırsızlığımdan asla sürekli kullanamadığım için kesin bir yorum yapmam mümkün değil.. 

Bu arada ben 42 kiloydum ve uzun uğraşlar sonucu 45 kiloya çıktım.. İstediğim kiloya gelince de spora başladım.. İşte bu sırada mükemmel kombinasyonu buldum.. Öncelikle şu LUSH "You Snap The Whip" Body Butter'ı duşta mutlaka kullanmalısınız.. İçeriğinde kömür var:) Gerçekten!! Sorunlu bölgelere sürüyor ve bir kabak lifiyle dairesel hareketlerle masaj yapıyorum.. Her yer simsiyah olacak, üzülmeyin hemen temizleniyor:)  You Snap the Whip bittiğinde Arko Nem'in masaj sabununu kullanmaya başladım onun da etkisi fena değil (You Snap the Whip'i tek geçerim o ayrı).. Ardından önce sıcak su sonra soğuk su tutup şöyle bir çığlık atıyorum.. Duştan çıktıktan sonra ise kremimi sürüyorum.. Ben en son Arko Nem denedim.. O da Barbara Bort kadar çok olmasa da yanma hissine neden oluyor.. 

İlla bunları mı kullanmak lazım.. Hiç değil.. Bir kabak lifi bence zorunlu ve fiyatı da çok uygun.. Üstelik bulması da kolay, hemen bütün aktarlarda var.. Peeling etkisi olan kan dolaşımını hızlandıracak bir krem, benim tavsiye ettiğim Body Butter yerine kullanılabilir elbet.. Ama masaj önemli.. Hem kan dolaşımını hızlandırmak hem de krem kullanacaksanız, etkisini arttırmak için..  Son olarak da deneme yanılma yoluyla bulacağınız size en uygun krem.. Çünkü şöyle bir gerçek de var; Her krem herkese göre değil.. Bana iyi gelen sizde hiçbir işe yaramayabilirken size yarayan ben de hayal kırıklığı yaratabilir elbet.. 

Tabii bunlar yeterli değil.. Asıl vazgeçilmez olan düzenli spor.. Yürümek, koşmak, en güzeli pilates.. İnternet üzerinden kısa bir araştırmayla pek çok video bulabilirsiniz ayrıca.. Önemli olan düzenli devam ettirmek.. 

Ve tabii beslenme şekliniz.. Çok katı kurallar bana uygulanması imkansız gibi geliyor.. Elbet uzmanlar söyledikleri her şeyde haklı.. Ama pratikte hayat çok daha farklı.. Üstelik siz de öyle misiniz bilemem ama benim aklım ne yasaksa ondadır:) Hiç diyet yapmadım hayatımda.. Ama doğuştan tuzsuz, yağsız seven bir insanım, bu da benim şansım:) O yüzden kendimizi çok sıkmadan dikkat edelim beslenmemize diyorum ben.. Peki napmalı??




  • Tuzu unutun, tuz kötü.. Mesela salataya limonu biraz daha fazla koyarsanız tuza ihtiyacınız azalır.. Aynı şekilde yemekleri de baharatla lezzetlendirin.. Benim gibi tuz sevmeyenlerdenseniz ooohh!!







  • Bol su için.. Günde 2 litre su tüketin diyorlar ya ben hep nasıl yani? diyorum.. Çok sıkıcı hesap yapmak.. Suyu severim.. Yanımda hep bir şişe ya da kocaman bir bardak olur.. Bol bol içerim.. 







  • Kahve?? Seviyorsanız nolacak.. İçin bence.. Litrelerce içmiyorsanız neden sorun olsun.. 1-2 fincan bence ideal.. 







  • Protein ağırlıklı beslenmek önemli, çünkü protein ödem önleyicidir.. Yeşil çay da öyle.. Maydanoz, kereviz, çilek ve turp da fazla suyu atmanıza yardımcı.. Bol bol yiyelim..







  • Alkol ve nikotin tüketmeyin diyorlar.. Bunu söylemek kolay. .Ben sigara içmiyorum ama içen arkadaşlarımın nasıl bağımlı olduklarını gördüm.. O kısmı size kalmış.. Ama alkol seven biri arada sırada arkadaşlarıyla ya da kendini dinlendirmek için bir kaç kadeh içiyorsa varsın içsin yahuu.. O da yapacaksa yapsın.. Adına keyif selüliti diyelim:))







  • Kızartma ve hamur işlerinden bir de alkol ve gazlı içeceklerden uzak durmaya özen göstermek gerek.. Ki bu zaten sağlık için şart.. Hiç yememek mümkün değil bana kalırsa.. Gerek de yok, hayattan zevk almıyorsak fit olmanın anlamı ne?? Sadece dikkat etmeli. 







  • Vitamin ve mineraller de önemliymiş.. Özellikle A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştiriyormuş. Magnezyum metabolizmayı harekete geçirirken, fosfor ve silisyum da dokuları kuvvetlendiriyormuş.. Tamam bunları almak kolay.. :) bak balık sevenlerin işi kolay haa..







  • Şeker yok, şeker tuz gibi kötü.. Ama yapay tatlandırıcılar da bir o kadar kötü.. 







  • Ne yiyelim o zaman biz.. Sebze, salata, meyve.. Ooohh.. Hem de yaz gelmişken daha güzeli yok..







  • Yürüyüş, oturuş, duruş şeklimiz de önemli.. Pilates bunların hepsini düzelttiği için harika bir spor.. 





  • Yeni bir şey öğrendim ben.. Güneşte uzun süre kalmak da selüliti arttırıyormuş.. Ben kalamıyorum zaten çok beyazım.. Güneş koruyucu kullanmak şartmış yani..






    13 Nisan 2011 Çarşamba

    Vichy Retinol Lift Activ HA Night


    Çoook uzun yıllardır nemlendirici kullanırım.. Yaş ilerledikçe daha çok dikkat etmek gerekiyor elbette.. Evet en önemlisi cildimizi doğru ürünle nemlendirmek.. Ben nemlendiricime destek olacak pek çok ürün denedim ama en memnun kaldığım Vichy'nin Lift Activ HA serisi oldu.. Önce tamamen deneme amaçlı gündüz kremini aldım.. Sonuç harikaydı.. Ardından gündüz için başka bir kreme geçince bu defa aynı serinin gece kremini aldım.. Üstelik göz kremi yanında hediyeydi:)))

    Bu ürünün 3 farklı kırışık tipine karşı etkin olduğu iddia ediliyor.. Derin, değişken, yapısal.. Derin yani yer etmiş, değişken yani gün içinde yorgunluk, mimik ve nemsizlikle oluşan, zaman zaman gözlemlediğimiz ve yapısal ki genetiğe karşı koyamıyoruz maalesef.. 4. günden itibaren etkisini hissedebiliyorsunuz..

    Mu?? Bana kalırsa evet.. Sanırım Vichy'nin en başarılı ürünü bu.. Gerçekten cildinizi düzgünleştiriyor.. En azından benim cildime iyi geldiği bir gerçek.. Henüz bu tarz ürünler için erken olduğunu düşünebilirsiniz.. Bazen benim de aklıma takılıyor erken mi diye.. Ama ben çok takıntılıyım.. Hiç değilse psikolojik olarak rahatlatıyorum kendimi.. Gerçekten bu tarz bir ürüne ihtiyacınız varsa gece ve gündüz kremiyle beraber göz altı kremini de alıp denemenizi öneririm.. Siz de işe yarar mı bilinmez ama denemekten zarar gelmez..

    İçinde retinol ve hyaluronik asit var..Retinol aslında A vitamini.. Yani bu içeriğe sahip bir krem yüksek oranda A vitamini içeriyor demektir.. A vitamini gece kremlerinde yer aldığında, kolajen üretimini destekliyor, kırışıkların giderilmesine yardımcı oluyor ve izlerin yok edilmesini sağlıyor.. Yani geceleri içeriğinde retinol olan bir krem kullanmak önemli..


    Hyaluronik asit ise normalde kendi epidermisimizde yani derimizde bolca bulunan bir bileşen.. En basit şekilde suyu çekip cildin nemli kalmasını sağlıyor diyebiliriz.. Estetik cerrahide çizgilerin doldurulmasında (daha çok yüzeysel olanlar) kullanılmakta.. Kremlerde kullandığımızda ise cildin nem çekme kapasitesini arttırıp dış etkenlere karşı bariyer sağlıyor diyebiliriz..

     Benim dikkatimi çeken, geceleri retinol gündüzleri ise C vitamini içeren kremlerin kullanılması tavsiye ediliyor..

    Sonuç olarak Vichy yüksek retinol ve hyaluronik asit içeriğiyle gece kullanımı için ideal bir bakım kremi diyebiliriz.. 

    P.S. Yine hatırlatayım herkesin cilt tipi farklıdır, bir başkasına çok iyi gelen bir ürün size de iyi gelecektir diye bir kural yok maalesef..

    LinkWithin

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...