11 Haziran 2011 Cumartesi

Sally Hansen vs RIMMEL..

Beyazım ben.. Öyle böyle değil ama.. Etek mevsimi geldi mi beni bir sıkıntı alır.. Millet bronz teniyle ortalıkta havalı havalı dolaşırken ben bu bacakları nerelere saklasam diye dertlenirim.. Eh solaryuma gitmem ben.. Güneşin altında yatarak bronzlaşmaya uygun bir cildim yok.. Hemen kızarır.. 50 Faktör güneş koruma kullanıyorum ya.. (Gerçi aldığım 1-2 tavsiye var onları deneyeceğim bu yaz).. Pekii ben napıyorum?? 1-2 senedir kurtarıcım Sally Hansen Airbrush Legs.. Giyinmeden önce bacaklarıma sıkıp bir güzel dağıtıyorum.. Sonra bir süre bekliyorum ki kurusun.. Ooooh işte doğal bronzlukta bacaklar.. Bir de öyle kolay çıkmıyor... Suya girmekten bile korkmaya gerek yok. .Ancak ve ancak eline lifi alıp güzelce ovalamalısın ki çıksın.. Tamam her şey güzel.. Bu Sally Hansen fiyatı 40-50 lira civarı ve hemen her eczanede mevcut.. E sağladığı güzelliğe değer... mi?? 

Bu değer mi? düşüncesi aniden çıktı.. Ben başka alternatif bilmezdim.. Bir gün Pendik Marina'daki Watson'da dolaşırken şu hemen aşağıda ki Rimmel marka sun shimmer'ı gördüm.. Sally Hansen'la aynı işi yapıyor.. Hatta Sally Hansen'ın arada kıyafetime bulaştığı, iz yaptığı olurdu.. Rimmel şimdilik hiç iz yapmadı.. Hatta ve hatta beyaz önlükle silmeye çalıştık sıfır iz:)) Çıkarmak için ciddi uğraşmanız lazım.. Yalnız banyoda iyi yıkayın yoksa bornozunuz bile batabilir:))





Peki ya her şeyden daha güzeli ne?? Bu Rimmel sadece ve sadece 20 TL.. Ben "amaan deneyeyim bir nolacak zaten ucuz" diye aldım.. Ve çok çok memnun kaldım.. Elveda Sally seni de çok sevmiştim:)))


28 Nisan 2011 Perşembe

Korkulu Günlere Yaklaşırken..

Havalar çok güzel.. Bahar geldi sonunda.. Diye başlamak isterdim ama gelmiyor özlenen bahar malum.. Hava kötüleştikçe sıcak günlerin hayalini kurar oldum ben.. Siz de şöyle kumsalda yayılacağınız günleri daha sık düşünür olmadınız mı?.. Deniz, kum, güneş..


Tam bronz teninizle kumsalda salındığınız harika hayaller kurarken bir anda her şey tuzla buz oluyorsa derdinizin ne olduğu bellidir.. Korkunç portakal kabusu..


Hepimiz artık hakkında her şeyi biliyoruz.. Selülit aslında ciddi bir dolaşım bozukluğu.. İleri safhalarda tedavi edilmesi gerekiyor.. Tıbbi sıkıntıları dışında görünümü biz kadınların sürekli kabusu.. Ben de takıntılı bir tırtıl olarak azıcık bile olsalar kabuslar görmeye başlarım.. Peki bu kabustan kurtulmak mümkün mü?? Kesinlikle evet.. 


Biliyoruz ki dereceleri var bu baş belasının.. Naparsanız yapın hiçbir şey görmüyorsanız şimdi burayı terkedin:))) Ayakta dururken ve yatarken bir şey yok ama derinizi sıktığınızda portakal kabuğu görünümü varsa merhaba birinci dereceee... Yatarken bir şey yok da ayakta dururken ortaya çıkıyorlarsa ups ikinci derece.. Yatarken bile görülüyorsa üçüncü derece, doğruu doktora..


Aslında ikinci ve üçüncü dereceden mustaripseniz bir doktora görünmeli ve tıbbi yardım almalısınız.. "Benimki kaçıncı derece acaba emin olamıyorum" diyorsanız yine mutlaka doktorla çalışan bir güzellik merkezine gidip bunu kolaylıkla öğrenebilirsiniz.. Hatta yeni başlamış selülitlerden güzellik merkezlerinin sunduğu yöntemlerden aklınıza yatan bir tanesiyle kurtulabilirsiniz.. Ama gerçekten probleminiz ciddiyse mutlaka ama mutlaka bir doktora görünün.. O sizi en doğru şekilde yönlendirecektir..Bunun tıbbi bir rahatsızlık olduğunu unutmayın!!


Benim bugün derdim çok da fazla selüliti olmayan ama rahatsız olanlarla.. Kurtulmak mümkün değil diye düşünmeyin mümkün çünkü.. Bazı kurallara sıkı sıkıya uymanız gerek sadece.. Bu sabra ve iradeye sahipseniz haydi bakalım!!


Pek çok farklı krem kullandım ve pek çok farklı yerden duyduğunuza eminim -asla tek başlarına bir yararları yok.. Bakalım neler kullanmışım..

Lierac

 Nivea Selülit Bantları
 Nivea Goodbye Cellulite

ROC

Vichy Lipometric
 LUSH You Snap The Whip Body Butter

Arko Nem Masaj Sabunu

Arko Nem Anti-Selülit Vücut Bakım Kremi

Barbara Bort

Kabak Lifi



Nivea'nın  ürünleri ile başlayalım.. Kremi sadece iyi bir nemlendirici olabilir.. Gece gündüz uzun süre kullanmanızın hiç bir yararı yok.. Yumuşak bir cilt elde etmekse amacınız hemen koşup alın çok iyi nemlendiriyor.. Bantları ise kullanmak sıkıcı.. Bence işe de yaramıyorlar..

Lierac'ı uzun süre kullanmama rağmen yine hiç bir etkisini görmedim.. 

Vichy ve Roc ise gerçekten iyi kremler.. Tabii ben kullanırken sadece masaj yaparak uyguladım, onun dışında bir şeye dikkat etmedim.. 

Bunların içinden aslında en memnun kaldığım Barbara Bort'un kremi oldu.. Kullandıktan hemen sonra rahatsızlık veren bir kızarıklık ve yanma hissediyorsunuz ama 10-15 dakikaya geçiyor.. Ama sabırsızlığımdan asla sürekli kullanamadığım için kesin bir yorum yapmam mümkün değil.. 

Bu arada ben 42 kiloydum ve uzun uğraşlar sonucu 45 kiloya çıktım.. İstediğim kiloya gelince de spora başladım.. İşte bu sırada mükemmel kombinasyonu buldum.. Öncelikle şu LUSH "You Snap The Whip" Body Butter'ı duşta mutlaka kullanmalısınız.. İçeriğinde kömür var:) Gerçekten!! Sorunlu bölgelere sürüyor ve bir kabak lifiyle dairesel hareketlerle masaj yapıyorum.. Her yer simsiyah olacak, üzülmeyin hemen temizleniyor:)  You Snap the Whip bittiğinde Arko Nem'in masaj sabununu kullanmaya başladım onun da etkisi fena değil (You Snap the Whip'i tek geçerim o ayrı).. Ardından önce sıcak su sonra soğuk su tutup şöyle bir çığlık atıyorum.. Duştan çıktıktan sonra ise kremimi sürüyorum.. Ben en son Arko Nem denedim.. O da Barbara Bort kadar çok olmasa da yanma hissine neden oluyor.. 

İlla bunları mı kullanmak lazım.. Hiç değil.. Bir kabak lifi bence zorunlu ve fiyatı da çok uygun.. Üstelik bulması da kolay, hemen bütün aktarlarda var.. Peeling etkisi olan kan dolaşımını hızlandıracak bir krem, benim tavsiye ettiğim Body Butter yerine kullanılabilir elbet.. Ama masaj önemli.. Hem kan dolaşımını hızlandırmak hem de krem kullanacaksanız, etkisini arttırmak için..  Son olarak da deneme yanılma yoluyla bulacağınız size en uygun krem.. Çünkü şöyle bir gerçek de var; Her krem herkese göre değil.. Bana iyi gelen sizde hiçbir işe yaramayabilirken size yarayan ben de hayal kırıklığı yaratabilir elbet.. 

Tabii bunlar yeterli değil.. Asıl vazgeçilmez olan düzenli spor.. Yürümek, koşmak, en güzeli pilates.. İnternet üzerinden kısa bir araştırmayla pek çok video bulabilirsiniz ayrıca.. Önemli olan düzenli devam ettirmek.. 

Ve tabii beslenme şekliniz.. Çok katı kurallar bana uygulanması imkansız gibi geliyor.. Elbet uzmanlar söyledikleri her şeyde haklı.. Ama pratikte hayat çok daha farklı.. Üstelik siz de öyle misiniz bilemem ama benim aklım ne yasaksa ondadır:) Hiç diyet yapmadım hayatımda.. Ama doğuştan tuzsuz, yağsız seven bir insanım, bu da benim şansım:) O yüzden kendimizi çok sıkmadan dikkat edelim beslenmemize diyorum ben.. Peki napmalı??




  • Tuzu unutun, tuz kötü.. Mesela salataya limonu biraz daha fazla koyarsanız tuza ihtiyacınız azalır.. Aynı şekilde yemekleri de baharatla lezzetlendirin.. Benim gibi tuz sevmeyenlerdenseniz ooohh!!







  • Bol su için.. Günde 2 litre su tüketin diyorlar ya ben hep nasıl yani? diyorum.. Çok sıkıcı hesap yapmak.. Suyu severim.. Yanımda hep bir şişe ya da kocaman bir bardak olur.. Bol bol içerim.. 







  • Kahve?? Seviyorsanız nolacak.. İçin bence.. Litrelerce içmiyorsanız neden sorun olsun.. 1-2 fincan bence ideal.. 







  • Protein ağırlıklı beslenmek önemli, çünkü protein ödem önleyicidir.. Yeşil çay da öyle.. Maydanoz, kereviz, çilek ve turp da fazla suyu atmanıza yardımcı.. Bol bol yiyelim..







  • Alkol ve nikotin tüketmeyin diyorlar.. Bunu söylemek kolay. .Ben sigara içmiyorum ama içen arkadaşlarımın nasıl bağımlı olduklarını gördüm.. O kısmı size kalmış.. Ama alkol seven biri arada sırada arkadaşlarıyla ya da kendini dinlendirmek için bir kaç kadeh içiyorsa varsın içsin yahuu.. O da yapacaksa yapsın.. Adına keyif selüliti diyelim:))







  • Kızartma ve hamur işlerinden bir de alkol ve gazlı içeceklerden uzak durmaya özen göstermek gerek.. Ki bu zaten sağlık için şart.. Hiç yememek mümkün değil bana kalırsa.. Gerek de yok, hayattan zevk almıyorsak fit olmanın anlamı ne?? Sadece dikkat etmeli. 







  • Vitamin ve mineraller de önemliymiş.. Özellikle A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştiriyormuş. Magnezyum metabolizmayı harekete geçirirken, fosfor ve silisyum da dokuları kuvvetlendiriyormuş.. Tamam bunları almak kolay.. :) bak balık sevenlerin işi kolay haa..







  • Şeker yok, şeker tuz gibi kötü.. Ama yapay tatlandırıcılar da bir o kadar kötü.. 







  • Ne yiyelim o zaman biz.. Sebze, salata, meyve.. Ooohh.. Hem de yaz gelmişken daha güzeli yok..







  • Yürüyüş, oturuş, duruş şeklimiz de önemli.. Pilates bunların hepsini düzelttiği için harika bir spor.. 





  • Yeni bir şey öğrendim ben.. Güneşte uzun süre kalmak da selüliti arttırıyormuş.. Ben kalamıyorum zaten çok beyazım.. Güneş koruyucu kullanmak şartmış yani..






    13 Nisan 2011 Çarşamba

    Vichy Retinol Lift Activ HA Night


    Çoook uzun yıllardır nemlendirici kullanırım.. Yaş ilerledikçe daha çok dikkat etmek gerekiyor elbette.. Evet en önemlisi cildimizi doğru ürünle nemlendirmek.. Ben nemlendiricime destek olacak pek çok ürün denedim ama en memnun kaldığım Vichy'nin Lift Activ HA serisi oldu.. Önce tamamen deneme amaçlı gündüz kremini aldım.. Sonuç harikaydı.. Ardından gündüz için başka bir kreme geçince bu defa aynı serinin gece kremini aldım.. Üstelik göz kremi yanında hediyeydi:)))

    Bu ürünün 3 farklı kırışık tipine karşı etkin olduğu iddia ediliyor.. Derin, değişken, yapısal.. Derin yani yer etmiş, değişken yani gün içinde yorgunluk, mimik ve nemsizlikle oluşan, zaman zaman gözlemlediğimiz ve yapısal ki genetiğe karşı koyamıyoruz maalesef.. 4. günden itibaren etkisini hissedebiliyorsunuz..

    Mu?? Bana kalırsa evet.. Sanırım Vichy'nin en başarılı ürünü bu.. Gerçekten cildinizi düzgünleştiriyor.. En azından benim cildime iyi geldiği bir gerçek.. Henüz bu tarz ürünler için erken olduğunu düşünebilirsiniz.. Bazen benim de aklıma takılıyor erken mi diye.. Ama ben çok takıntılıyım.. Hiç değilse psikolojik olarak rahatlatıyorum kendimi.. Gerçekten bu tarz bir ürüne ihtiyacınız varsa gece ve gündüz kremiyle beraber göz altı kremini de alıp denemenizi öneririm.. Siz de işe yarar mı bilinmez ama denemekten zarar gelmez..

    İçinde retinol ve hyaluronik asit var..Retinol aslında A vitamini.. Yani bu içeriğe sahip bir krem yüksek oranda A vitamini içeriyor demektir.. A vitamini gece kremlerinde yer aldığında, kolajen üretimini destekliyor, kırışıkların giderilmesine yardımcı oluyor ve izlerin yok edilmesini sağlıyor.. Yani geceleri içeriğinde retinol olan bir krem kullanmak önemli..


    Hyaluronik asit ise normalde kendi epidermisimizde yani derimizde bolca bulunan bir bileşen.. En basit şekilde suyu çekip cildin nemli kalmasını sağlıyor diyebiliriz.. Estetik cerrahide çizgilerin doldurulmasında (daha çok yüzeysel olanlar) kullanılmakta.. Kremlerde kullandığımızda ise cildin nem çekme kapasitesini arttırıp dış etkenlere karşı bariyer sağlıyor diyebiliriz..

     Benim dikkatimi çeken, geceleri retinol gündüzleri ise C vitamini içeren kremlerin kullanılması tavsiye ediliyor..

    Sonuç olarak Vichy yüksek retinol ve hyaluronik asit içeriğiyle gece kullanımı için ideal bir bakım kremi diyebiliriz.. 

    P.S. Yine hatırlatayım herkesin cilt tipi farklıdır, bir başkasına çok iyi gelen bir ürün size de iyi gelecektir diye bir kural yok maalesef..

    20 Mart 2011 Pazar

    Lush "Crash Course in Skincare" Taze Yüz Maskesi


    Lush ürünlerini duymayan artık çok az kişi kaldı sanırım.. Bir zamanlar Body Shop için ürün geliştiren 6 arkadaşın kurduğu bir şirket Lush.. El yapımı, taze ve organik kozmetikler yapıyorlar..O dükkanlara girmek, hatta yakınından geçmek bile iştahınızı kabartıyor, yemin ederim:))

    Bugün bahsetmek istediğim Lush'ın ürettiği taze yüz maskelerinden biri "Crash Course in Skincare".. Cildim hassas ve kuru demiştim daha önce.. Bu kışa girdiğimizden beri ayrıca kötü durumda.. Pul pul dökülüyordu.. Ekstra bir desteğe ihtiyacım vardı.. Aslında bu tarz yüz maskelerini içinden cilt tipinize uygun olanı seçerek sürekli kullanmanız cildinizin yararına.. Üşenmemeli :)


    Bu maske benim ki gibi hassas ve kuru ciltler için.. Üstünde okuduğunuz gibi organik avakado ve yoğurt katkılı..  Mis gibi kokuyor.. Sürüp 5-10 dakika bekliyor ve ardından güzelce yıkıyorsunuz.. İzlenimlere gelelim:

    1. 75 gram.. Sitesinde 4 kullanımlık diyor ama ben daha uzun süre kullandım açıkçası.. Fiyatı ise 23 lira.. 4 kullanım için bile olsa bence fiyatı çok uygun..
    2. Tamamen doğal, içinde bitkisel yağlar, avakado ve yoğurt dışında başka bir şey yok.. Huzur içinde kullanabiliyorum bu nedenle..
    3. İçinde katkı maddesi olmadığı için tüm diğer taze yüz maskeleri gibi bunu da buzdolabında saklamalısınız.. Yoksa bozuluyorlar..
    4. Sürdüğünüzde, cildinizde kuruyor ama hiç bir gerilme hissetmiyorsunuz..
    5. Yüzünüzü yıkadığınızda ise inanılmaz bir yumuşaklık ve esneklik hissediyorsunuz..
    6. Hassasiyete de çok iyi geliyor.. Cildi yatıştırıcı bir etkisi var gerçekten..
    7. Maske özelliğinin yanında temizleyeci etkisi de var.. Bu aslında bir maskede aramadığım bir özellik ama madem var ne güzel.. Hemen ardından nemlendiricimizi sürebiliriz.. Ya da öncesinde cildimizi temizlemekle uğraşmayabiliriz..
    8. Ben haftada bir kere uyguluyorum.. Ayrıca ihtiyaç duyarsam bu sayıyı arttırıyorum..
    Sonuç; kesinlikle mükemmel bir maske.. Cildiniz kuruysa ya da hassasiyet sorunu varsa düşünmeden alın derim ben:)

    18 Mart 2011 Cuma

    Avon Advance Techniques Frizz Control

    Avon katoloğunda gördüğüm andan beri gözüm vardı.. Siparişini de vermiştim ama her aksilik tırtılı bulur ya elde edememiştim.. Sonunda bir önceki avon siparişimle ürün elime geçti..

    Diyor ki; Lotus Shield teknolojisi içeren, elektriklenmeyi kontrol etmeye yardımcı durulanmayan bakım losyonu..

    Aman pek güzel.. Saçlarım kuru, dalgalı, elektriklenmeye bayılır hele ki nemli havalarda.. Ürün banyo sonrası havluyla suyu alınmış nemli saça uygulanıyor..Sonra her zamanki gibi şekillendiriliyor..

    Artıları;
    1. Saçı gerçekten yatıştırıyor.. Sabah kalktığımda bile kabarmamış oluyor..
    2. Kokusu gayet güzel, rahatsızlık vermiyor (bana göre:)..
    3. Saçı çok çok ağırlaştırmıyor, jöle köpük vs. gibi sertleştirmiyor, yağlandırmıyor..
    Eksileri;

    1. Minicik bir şey.. 60 ml varmış içinde.. Boyutuna göre pahalı maalesef.. Ancak malum, bir ay değilse öbür ay indirime girer alırsınız.. Ben indirimden 10-13 lira gibi bir şey ödedim sanırım:) Normalde 20'ye yakın bir fiyatı var..
    2. Saçı ağırlaştırmıyor dedim ama bu azıcık bir şey kullandığınızda geçerli..  Elinizin ayarı kaçarsa saçlarınız öyle kafanıza yapışıp kalıyor..Yani öyle bol buldum ben diyerek kafaya boca etmiyoruz.. Fındık büyüklüğünde alıp iyice yediriyoruz..
    3. Yağlı saçlarda kötü sonuçlara neden olabilir.. Yine de denenebilir.. 
    4. Düz saçlarda nasıl bir sonuç verir bilemiyorum..
    5. Kullandıktan sonra saçımı düzleştiremedim.. Yağlı, yapışık bir görüntüsü oldu..Maşayla da kötü sonuç alınacağına inanıyorum.. Sadece saçımı doğal haliyle kullanacağım günlerde kullanıyorum.. 
    Sonuç olarak ben çok sevdim.. Yazın saçlarımı her gün yıkadığım için düzleştirme yapamam.. Ürün sayesinde sakin buklelerimle dolaşırım diye düşünüyorum.. Bitince yine alacağım.. İndirimi takip ederek elbet:)

    8 Mart 2011 Salı

    Fresh n Dry

    "Fresh n Dry Sweat Absorbent Pads".. Yani ter emici pedler:) Alalı bir hayli oldu.. Erkul Kozmetik'te son kalanı almıştım.. O nedenle kutusu böyle ezik.. Çok merak ediyordum nasıl bir şeydir diye.. O yüzden hiçbir kusuruna takılmadım..

    Ancak bir kere kullandım şimdiye kadar.. Aslında amaca çok iyi hizmet ediyor.. Çok sevdiğiniz bluzlarınız, kazaklarınız asla ter ya da roll-on lekesi olmuyor.. Siz o can sıkıcı ıslaklığı hissetmiyorsunuz.. Tüm görünümü mahvedebilecek çirkin koltukaltı ıslaklıklarına da maruz kalmıyorsunuz..

    Gerçekten bir mucize değil mi?? Ama yerleştirmeyi başarabilirseniz.. Bu arkadaki ince kağıtları söküp yapışkan kısmı açığa çıkarmak, onu düzgünce giysinize yerleştirmek, sonra da kıyafetinizi yine pedleri kaydırmadan üstünüze giymeniz lazım.. Bunu kısa sürede başarabiliyorsanız durmayın koliyle alın:))  

    Aslında ben de uzun uzun uğraşmadım, söyleniyorum.. Belki biraz sabır:) 

    Fiyatı mı? Çok emin değilim.. Sanırım 8 lira civarında.. Ancak için 7 çift var.. Yani 7 kullanımlık..

    Bir de şunu belirtmeliyim ki bu ürün unisex (kutusunda gördüğünüz üzere:)

    7 Mart 2011 Pazartesi

    Neutrogena Onarıcı Günlük Bakım Kremi

    Kışın kuru cildimle başetmekte zorlanıyorum.. Şimdiye kadar pek çok nemlendirici denedim.. Sanırım içlerinde en çok işime yarayanı "Biotherm" oldu..  

    Geçen yaz "Sebamed" kullanıyordum.. Çok da memnundum.. Sonrasında Neutrogena nemlendirici almıştım.. Su bazlı bir nemlendirici.. Başlarda memnundum da.. Ama soğuklar bastırınca yetmemeye başladı..

    Ben hassas ciltler için olanı tercih ettim.. 

    Ben de pahalı seçeneklere dönmeden önce ucuz bir yardımcı arayışına girdim.. Daha önce eczanede görmüştüm.. 
    Siz de yamuk bir fotoğrafını görüyorsunuz:))

    "Neutrogena Onarıcı Günlük Bakım Kremi".. 

    Diyor ki aşırı derecede kurumuş, kaşıntılı  cildinizi (hani böyle kuruluktan kaşınır kıpkırmızı olur ya o işte:) hızla nemlendirir; kırmızı (ah o hassasiyet) zedelenmiş cildinizi rahatlatır..

    Hem de yüz, el, vücut ve ayak bakımı için idealdir.. 

    Sunduklarına ve fiyatına dayanamayıp aldım.. 

    • Bir kere çok yoğun.. Öyle her dakika kullanamazsınız.. Ama geceleri sürüp yatın sabaha yumuşacık, rahat kalkın.. Ya da cildiniz SOS verdiğinde sürün anında rahatlayın.. 
    •  Parfümsüz olması benim hoşuma giden bir durum.. 
    • Neutrogena markasına güveniyor olmam, dermokozmetik bir marka olması diğer bir artı benim için..
    • Ama diğer tüm kozmetikler gibi paraben türevleri içeriyor.. Bu konuda hassasım ben çok.. Ama bu tür güvenilir markaların güvenli dozda kaldıklarına inanmak istiyorum.. Keşke hiç olmasa tabii..

    Şimdilik iyi bakalım bu kışı böyle atlatabilecek miyiz?? 

    Fiyatını da söyleyeyim tam olsun. .Eczaneden alırsanız 22,5 tl.. Eczane dışında bir tek "watsons" larda gördüm ben.. Orada 17 liraya satılıyor..

    LinkWithin

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...